bütün hedefleriniz kendiniz için...


İlişkiler

Sağlıklı ve doğru bir ilişki nasıl olur, nasıl kurulur?

Elbette her ilişkiye uyarlanabilecek bir sağlık reçetesi yoktur. Her ilişki kendine özgü ve bireylerin arasında inşa edilen özel bir süreçtir. İlişkileri sağlıklı - sağlıksız ekseninde iki uçlu değerlendirmek yanlış olabilir; bunu bir yelpaze gibi düşünüp, her ilişkinin işlevsel/sağlıklı olan ve olmayan tarafları olduğunu düşünmek daha doğru bir değerlendirme olur. Ancak ilişkinin sağlıklı ve sağlıksız yönlerini anlamak için şunlara dikkat edilebilir:
Öncelikle o kişinin yanında kendinizi nasıl hissettiğiniz, bunu anlamanız için en güvenli yoldur. Bunun dışında sağlıklı bir ilişki, duygusal ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir ilişkidir. Bireyin bir ilişkideki ihtiyaçları; destek, saygı, dürüstlük ve samimiyet, güvenmek ve güvenilmektir. Elbette her ilişkide sorunlar, anlaşmazlıklar hatta kavgalar olur, bunların varlığı doğal ve gereklidir. Ancak devam eden, çözülemeyen kısır döngüler ve çiftlerin birbirine duygusal olarak zarar verdiği ilişkiler sağlıklı değildir.
Aynı zamanda çiftlerin birlikte vakit geçirmeleri , eğlenebilmeleri, ortak ilgilere sahip olmaları,  iletişimin yeterli düzeyde ve işlevsel olması önemlidir. İletişimin içeriğinde birbirine pozitif ve negatif duygularını/düşüncelerini ifade etmek için zaman tanıma ve dinleme kesinlikle olmalıdır.
Sağlıklı bir ilişki bazı durumlarda da; özür dileme ve affetme davranışlarını da içermelidir. Çiftler yanlış yaptığını düşündüğünde özür dileyebilmeli; diğeri hata yaptığında da onu affedebilmelidir.
Sağlıklı ilişkide bireyler, birbirinin kişisel özel alanlarına sınır ihlali yapmazlar. İlişki; kişisel yaşamın önüde bir engel değildir.   Sınırlamalar, kontroller, müdahaleler sağlıklı ilişkinin önündeki engellerdir.

Kişinin İlişki Kurma Tarzını Neler Belirliyor?

Kişiliğimiz, içinde bulunduğumuz kültür ve öğretiler ilişki kurma stilimizi büyük oranda etkiler. İlişki kurmayı pek çok şeyde olduğu gibi ailemizden öğrenir ve hayatımızdaki ilk kişiler olan anne-babalarımızla olan ilişkimizde şekillendiririz. Bunlar pek de farkında olmadığımız biçimde ilişki kurma biçimlerimizi etkiler.
En önemli belirleyici kişinin kendi ile kurduğu ilişkidir. Kendinizle kurduğunuz ilişkiyi incelediğinizde, bunun diğerleriyle kurduğunuz ilişkiye çok benzediğini görebilirsiniz.  Sevilmek, saygı duyulmak, güvenmek her bireyin ihtiyacıdır elbette. Ancak kendini sevmeyen, özsaygısı düşük, kendine dürüst olmayan biri sevildiği, saygı duyulduğu ve dürüst davranılan bir ilişkiye oldukça uzak durabilir.  Kendini, alışageldiği biçimdeki davranışlar sergileyen kişileri seçmiş bulur. Ya da kendini suçlama eğilimi olan bir birey ilişkide de sıklıkla kendini kabahatli görerek, partnerine savunmacı yaklaşabilir. Kendini eksik ve yetersiz gören biri; partnerine kendini kabul ettirmek için aşırı çaba sarfedebilir. 

İkili ilişkilerde güven nasıl tanımlanabilir?

Güven, bireyler tarafından sıklıkla siyah-beyaz algılanmaya müsait bir kavramdır. Yani birine ya sonuna kadar güvenilir, ya da hiç güvenilmez. Oysa güven bir süreçtir; zaman içerisinde gelişir. İlişkilerde güven; sevgi, saygı ve sadakatin toplamıdır diyebiliriz. İlişkilerde güven denilince ilk akla gelen “sadakat” olsa da aslında güven yukarıda saydıklarımın tümünü kapsamaktadır. Aynı zamanda güven tek taraflı hissedilen ve verilen bir duygu değildir. Karşılıklıdır ve çiftlerin birbirine verdiği değerle ilintilidir.
İlişkide, suçlayıcı, yargılayıcı, aşırı öfkeli ve eleştirel olmak, dürüstlüğü ve güven duygusunu zedeleyebilir.

Sık tartışmanın ilişkilere etkisi nedir?

Tartışmanın niteliği önemlidir.   İlişkilerde tekrarlayan konulardaki  tartışmalar, genellikle çözümü ertelenen konulardır.  En sık görülen ise; çiftlerin anlaşmaya varamadıkları konu üzerine konuşmayıp, ancak konuyla ilgili olumsuz duygularını tetikleyen bir olay olduğunda konunun gündeme gelmesi, kavga etmeleri ve çözümsüz bir noktaya varmalarıdır. Bu tartışmalarda konu ile bağlantısız başka birikmiş öfkeler de açığa çıkar, öfke yükseldiği için kırılma ihtimali de yükselir. Çift sorunu çözmek adına hiçbir şey yapmamış, aksine birbirleri ile ilgili yeni olumsuz algılar eklemiş olur.  Daha sonra hiç bir şey olmamış gibi davranma ve kavgayı unutma eğilimi gösteren çiftler bir sonraki tetiklenmeye kadar konuyu açmazlar. Kısa vadeli bu çözüm karşılıklı duygulara ve birlikteliğe uzun vadede zarar verir.
Ancak olumsuz duyguların kesintiye uğramadan ve amacını aşmadan  ifadesine imkan veren tartışmalar ilişkiyi uzun vadede korur ve geliştirir.  Bir çok çift tartışmaktan kaçınır ve işlevsel olabilecek tartışmalar yaşanmaz. Ancak bu durum patlama şeklinde başlayan,  zarar veren kavgalara meydan verebilir.

İlişkilerde yaşanan zorluklar, kıskançlık ve güvensizlik gibi sorunların psikoterapi ile çözülmesi mümkün müdür?

Kişinin hayatını zorlaştıran, aşırıya kaçan ve ilişkilerini bozan her türlü duygu psikoterapinin konusudur. İlişkilerde yaşanan zorluklar kimi zaman çift terapisi, kimi zaman ise bireysel terapiler ile çözülebilir. Bazı durumlarda da her iki yaklaşım birden uygulanır.  Duygusal dünyadaki sorunların kendini ilk gösterdiği yer kişilerarası ilişkilerdir. Yukarıda bahsedildiği gibi kişinin kendi ile kurduğu ilişki, diğer ilişkilerinde belirleyicidir. Bu yüzden ilişki ile ilgili sorunların bir uzman eşliğinde incelenmesinde fayda vardır.  İlişki sorunlarında bireysel veya çift olarak psikoterapiye başvurulabilir.