bütün hedefleriniz kendiniz için...


Takıntılar

Takıntı nedir, diğer düşüncelerimizden ne farkı vardır?     

Takıntı, diğer adıyla obsesyon; içeriği genellikle olumsuz olan, kaygı uyandıran ve tekrarlayan biçimde zihni meşgul eden, kişiyi baskı altında bırakan düşüncelerdir. Genellikle gerçekçilikten  uzaktır. Kişi bu düşünceleri değerlendirdiğinde genellikle kendisi de saçma bulur, ancak düşünmekten kendini alamaz.  Genellikle içeriğinin çok saçma bulunacağını düşüdüğü için bir çok kişi obsesyonlarını paylaşmaz ve saklar.
Obsesyonları diğer düşüncelerden ayıran şey; zihinden atılmasının zor olması, hatta yaşayan kişiye imkansız gelmesidir. Aynı zamanda takıntılı düşünce kişiye varlığı ile yoğun, dayanılması zor bir rahatsızlık verir. Düşünmemeye çalıştıkça zihni daha çok baskılar ve kontrol kaybı hissettirir.
Bir takıntılı düşüncenin varlığı kişide kaygı ve endişe duyguları yaratır. Adeta tehditkar bir uyaran gibidir. Bu endişe ve kaygı duygusu ile başa çıkmak için de obsesyonları  genellikle bir takım tekrarlayan davranışlar izler.  Bu davranışlar genellikle fiziksel olurken, düşünsel tekrarlar da olabilir. Bu tekrarlayan davranışlara da kompulsiyon adı verilir.
Bu takıntı- kaygı- davranış örüntüsü genellikle kısır döngü biçimindedir. Kişi kaygısını o anlık hafifleteceğini  varsaydığı için tekrarlayan davranışları sergiler, ancak kaygı asla kalıcı olarak azalmaz.
Örneğin; Ellerinin pis olduğu ile ilgili baskılı düşünceleri olan biri; bu sebeple bulaşma, bulaştırma vs. ile ilgili kaygı duymaya başlar. Bu kaygı neticesinde 4-5-6 bazen 100 defa ellerini yıkar, kaygı dayanılabilecek seviyeye geldiğinde yıkamayı durdurur. Ancak bir süre sonra aynı döngüye tekrar girer; çünkü eller hiç bir zaman tam temiz olmayacaktır. Takıntıların psikolojik bir rahatsızlığa dönüştüğü duruma ise Obsesif Kompulsif Bozukluk adı verilir.

Obsesyonların sebepleri nelerdir? Kimlerde obsesyon ve takıntılı düşünce görülür?

Birçok psikolojik sorunda olduğu gibi obsesyonlarda da doğuştan getirilen özellikler ve çevrenin ortak rolü olduğunu söyleyebiliriz.  Doğuştan getirilen özellikler bir yatkınlık yaratırken, çevresel faktörler de ortaya çıkışına sebep olur denilebilir. Yaşamsal geçiş dönemleri, stresli yaşam olaylarının obsesyonları tetiklediğini biliyoruz.
Kişilik özelliklerine bakacak olursak, aşırı mükemmeliyetçilik ve kontrolcülük göze çarpar. Duygusal özellikler açısından; yoğun suçluluk duygusu ile obsesyonların yakın ilişkisi vardır. Düşünsel olarak ise; esnek olmayan katı düşünce tarzı yaygındır.  “Düşündüğünde o şeyin olma ihtimalini arttırsın” “Ellerimi yıkamazsam, bu düşünce asla aklımdan çıkmayacak”
“Bu düşünceler aklımdan çıkmazsa aklımı kaybedeceğim”, “Bu düşüncenin yarattığı sıkıntıya dayanamayarak kontrolümü kaybedeceğim” tipinde bilişler obsesyon kısır döngüsünü başlatan düşüncelerdir.  

Takıntıların/Obsesyonların çeşitleri var mıdır? En sık görülen obsesyonlar nelerdir?

Düzen takıntıları; kişi düzenli olayı bir yaşam tarzında öte bir yaşamsal kurala dönüştürür. Çevresindekilerden de aynısını bekler.  Aynı zamanda takıntılı düşünce eğilimi olan kişiler karar vermekte de zorlanırlar.
Temizlik obsesyonları; kendisinin pis olduğu ya da çevrede pislik olduğu düşüncesi, her ikisinde de temiz olmama durumu abartılı algılanır ve sonuçları felaketleştirilir.  Temizlik davranışının aşırı tekrarlanması; bedenin zarar görecek boyutta temizlenmesi söz konusudur.
Kontrol obsesyonları; kapıları, pencereleri, ocağı kapalı olduğunu bilmesine rağmen birden fazla kontrol etme durumu.
Dinle ilgili takıntılar; abdestin tam olup olmadığı ile ilgili takıntılar. Genellikle 3-4 kez abdest alınması, sürekli başa dönülmesi söz konusudur.
Sağlık anksiyetesi ; Sağlıkla ilgili takıntılar toplumda sık görülür. Bu durumda aynı konuyu internetten tekrar tekrar araştırma davranışı görülebilir. Ancak bu durumda da kişi sağlıklı olduğuna bir türlü inanamaz.

Takıntılı düşüncenin önüne nasıl geçilir?

Takıntılı düşüncenin kendi çözümü olarak kompulsiyonları yarattığını söylemiştik; örneğin, sevgilisinin kendisini aldattığını düşünen ve bunu düşünmekten kendini alamayan biri; bir süre sonra kompulsif biçimde araştırmaya başlar.  Çünkü bu “belirsizlik durumu” yoğun sıkıntı yaratır. Ancak araştırdıktan sonra da pek rahatladığı söylenemez. Yani takıntılar kişiyi  işlevsel olmayan davranışlara yönlendirir.
Bu yüzden obsesyondan kurtulmanın yolu, o obsesyonu gidermeye yönelik tekrarlayan davranışlar değildir. Örneğin; ellerinin sürekli pis olduğu düşüncesini aklından atamayan kişi, defalarca elini yıkayarak takıntılı düşünceden kurtulamaz. Bu takıntının gerçeklikle olan bağlantısını sorgulamak ve onun öngördüğünün tersi biçimde davranmak onun gücünü yitirmesini sağlar. Ancak kişi bunu tek başına yapmakta zorlanır, çünkü bu tekrarlayan davranışlara karşı koymak yoğun kaygı ve sıkıntı yaratır. Bu durumda bir uzman yardımı almak yararlıdır.

Psikoterapide neler yapılır?

Öncelikle tüm psikoterapilerde olduğu gibi, burada da durum ayrıntılı değerlendirilir. Değerlendirmede obsesif düşünce ve kompulsif davranışların kişi için anlamı ve önemi anlaşılmaya çalışılır. Tüm takıntılı düşünceler ayrı ayrı belirlenir ve yarattıkları sıkıntı düzeyine göre sıralanır.       
    
Terapide kişinin takıntıları ile ilgili farkındalık kazanması sağlanır. Takıntıların kişinin benliğinin bir parçası olmadığı, yalnızca sıkıntı veren inatçı düşünceler olduğu farkındalığın bileşenleridir.  Ancak obsesif düşünceleri kendi parçası gibi algılamak ve buna uygun davranmak yerine kişi bu defa bu düşüncelere, karşı durma mücadelesi verir.
Exposure(maruz bırakma) yöntemi obsesyonlar için başarılı bir yöntemdir. Exposure yöntemi ile ile bu inatçı düşüncelere uzman yardımı ile, aşamalı biçimde karşı konulur. Terapist bu konuda bir antrenör gibi çalışır.
Aynı zamanda takıntıların kalıcı biçimde çözümlenebilmesi için, ilk oluştukları anları da araştırmak gereklidir. Çünkü tüm takıntılar bir yaşam olayı ya da duyguya defans, yani savunma sistemi olarak geliştirilmişlerdir.
Obsesyonlar ve kompulsiyonlarla başaçıkmak için uzman yardımı mutlaka gereklidir. Aynı zamanda Obsesif kompulsif  Bozukluk tanısı alan durumlarda psikiyatri ile işbirliği içinde çalışılır.